Masume'nin Adı ve Kalbi

Anlaşıldın Daha Evvelden

19.02.2026
Anlaşıldın Daha Evvelden

Dedi ki Masume:

Rabbimizin sesi suçlayıcı değil davetkârdır…

Azarlayan değil çağırandır.

 

   Ben Rabbimi anlatabilecek kadar büyük değilim, ama O’nu sevdiğim kadar anlatmaya niyetliyim. Çünkü kalbimdeki şükür susmak istemiyor.

   Ne güzel zamanlardı Sahir değil mi. Çöl bile yakamıyordu içimizi. Nühüfte(gizli) bir derdimiz yoktu birbirimize. İstesek de gizleyemezdik. Öyle bir bakışım değişse hemen anlardın, bir şeylerin değiştiğini. Sen, Rabbimin bazı insanları neden gönderdiğini düşünürken kalbimin arayıp bulduğu kişisin. Sende bulduğum cevaplar- her zaman anlayamasam da- beni hayrete düşürüyor.

   Sahir, bizim bilmediğimiz neyi biliyordun sen?

   Şu kainatta, adım başı ne olsa ya nasiptir ya kader, derdin. Allah söyletiyor, duyuruyor da anlamak da nasip işi.

   Düşünüyorum da kulağıma çarpıp giden ne çok ses var. Mezarına kaç kuş konuyor, hayran bakacağıma boş bakarken buluyorum kendimi. Allah nasıl da boyamış kusursuz tek sanatçıdan, kusursuz sanat.

   Ayağıma taş takılıyor, itiveriyorum hemencecik şöylece öte tarafa. İnsan… Ah önümüze bir şey çıkmasın da engel olmasın da ne olursa olsun. İlişmesin tasa kıyımıza köşemize. Gülistan bir caddede hep bayram havası olsun ama…

Nemelazımlar cevapsız kaldıkça her şey elzemsizliğe bürünüyor bir çırpıda…

 

   Ah şu gönlüm şimdi ne kadar özlüyor, diri sesli o cümlelerini.

   Özlemek: bereketli bir yağmur seli, insanın içinde. Şelaleler, sanıyor musun ki, gözümüzün gördüğü yerdedir.

   Evrendeki her şey içimizdeki bir olayı yansıtıyor Sahir…

   -Teşbihte hata olmasın aciz bir benzetmeyle-

   Bir şimşek çakıyor dışarıda değil mi, içimizdeki kıvılcımları anlıyor Allah… Seni yaratan: Senin içindeki de tıpkı buna benziyor, der gibi. Güneş sıkışıyor bulutlar arasına: Bak güzellikleri bekliyorsun, için kapkara oldu gölgeliyorlar önünü göremiyorsun. Sabret, geçireceğim o bulutları der gibi…

   Soluyor ağaçlar yeniden yeşeriyor: Soldun ama bak yeşerteceğim seni de sabret her şeyin zamanını planladım endişe etme, der gibi. Kaplumbağaya bak, acele etme der gibi…  İstemediğin sözler duyuyorsun, duyma, deniz altında kabuğuna çekilen bir inci gibi…

 Sahir, yeryüzündekiler, senin mezarının yanından geçiyor, ben mezarına yakın olsam donup kalıyorum öylece, hisli ve dertli… 

   Gökyüzündekiler, kuş bakışı seyrediyor her şeyi: ben tepeden baksam ayağım yuvarlanır düşerim…

   Ey insan, sen bir avuç al da ölümü kokla sen ayrısın, der gibi…

   Ve en sonunda yaşamaya karar veriyorum bir anda… 

   Sen bir şeyleri anla ve bil ki anlaşıldın daha çok evvelden çokları yokken sen yokken bedenin yokken ve varken: Samimiyet, sadakat, sevgi ve merhamet. Bunlar seninle var olmadı ama çabala ki senden de var olsun artık…